• 1-Ne zaman bir çocuk ölse
    gözü evlerinde
    annesinin kavurduğu
    helvada
    kalır


    Yoksul bir çocuk görsem
    yağmur altında üşüyen
    köprü olmak geçer
    hiç değilse
    içimden


    Her akşamüstü oyuncakçı
    camekanından
    çocuk ellerinin
    izlerini
    siler

    dizelerinin yazarıdır. Nasıl oylanırsa oylansın; benim için hep wuu kalacaktır
    30/12/2016
  • 2-" dağarcık " denen zenginliğin neye yaradığını anlamama yardımcı olmuştur. evet muhteşem bir hazinedir.
    30/12/2016
  • 3-türkiyede 5 milyon sunay akın olsa nasıl bir ülke olurduk diye düşündüren adamdır.
    30/12/2016
  • 4-bilerek mi yanına almadın giderken,
    başının yastıkta bıraktığı çukuru..

    güveniyordum
    oysa ben sevgimize
    vapur iskelesi
    ya da tren istasyonundaki
    saatin doğruluğu kadar
    .
    beni senin gibi, bir de annem terketmişti..
    ki göbeğimde durur, onun yokluğundan bana kalan çukur.................... bazan insanın en olmayacak yerlerine dokunur şiirleri ile.
    30/12/2016
  • 5-o kadar güzel yazmış ki anlayamıyorumm bazen... sakin, bilge ve asi bir kelime dünyasına sahip. Bazı şiirleriyle tüylerimi diken diken eden bi insandır kendisi.


    batmak üzere olan
    bir gemide
    panik içindeyken herkes
    ne de çok sevinir
    ipleri çözülen
    filika........................................^_______^..........................................................
    30/12/2016
  • 6-sayfasını açtığımda WUU olmayacağından korktum. Evet bu halk seni seviyor Sunay Akın. Ve sen bunu fazlası ile hak etmiş bir adamsın.
    30/12/2016
  • 7-Neden böylesi bir adam kültür bakanlığı başdanışmanı olmaz ????????????
    30/12/2016
  • 8-" serbest takılcam, modern olacam " diyen şair müsveddelerinin okuyup, şiir yazmayı bırakması gerekir.
    30/12/2016
  • 9-yumuşacık sohbet eden ve anlatırken yaşayıp,yaşatan adamdır. bu bir yetenek bir özelliktir.
    30/12/2016
  • 10-bu yazı, kendi kaleminden sunay akın hakkındadır.. ben çok sevdiğim için direk buraya almak istedim :))

    Sokakları yokuş olan Trabzon’un, düz yer özlemiyle yapılan teraslı evlerinin birinde geçti çocukluğum. 1969’un 20 Temmuz gecesi, Ay’daki insanı görürüm umuduyla o terastan baktım gökyüzüne. O yıllarda dedeler şapkalı ve bastonlu olduğu için Şarlo’ya da aynı terasta özenmem zor olmadı. Saatli Maarif Takvimi’nin yapraklarının arkasına yazılı şiirleri okudum. İlk şiirimi, gardroptaki boş bir askıya yazdım ve ‘üşümüyor musun?’ diye sordum. Terzi babamın dükkanından aldığım kumaş parçalarını haritalardaki ülkelere benzeterek ceplerime doldurur, dünyayı ceplerimde taşıyacak kadar güçlü olduğuma inanırdım. Gördüğüm tüm telefon kulübelerine girdim, çıktım.. Ama, Süpermen’e uçma gücünü veren o sihirli telefon kulübesini hiç bulamadım! Trapezcilerin pelerinlerini çok sevdim bir de.. Kanatları olmadığı için uçmanın sırrının pelerinde olduğunu düşündüm ve bir gün evdeki bir perdeyi boynuma asarak çıktım sokağa. Annemin sesindeki sert rüzgarla da eve döndüm!

    İstanbul’u ilk kez 7 yaşında gördüm ve babamın beni götürdüğü ilk yer de Arkeoloji Müzesi oldu. Trabzon’a geri dönünce bir çekmeceye annemin yüzüklerini, kolyelerini, küpelerini koyarak arkadaşlarımla ‘müzecilik’ oynamak için sokağa çıktım. Oyun ‘Süpermencilik’ gibi çok uzun sürmedi!

    Televizyondaki bir diziyi hiç kaçırmadım. O dizi başlamadan önce ekran ile arama çamaşır leğenini koyardım ve seyrederken başımı sürekli olarak suya daldırdıp, çıkarırdım. Bu yüzden, Kaptan Cousteau’nun arkasında, ona en yakın yüzen dalgıç olduğuma inandım.. Ama kendini sürekli olarak ‘Çocuk Ruh Doktoru’nun karşısında buldum!

    Yağmur suyundan okyanuslara, derelerden göllere yaptığım binlerce kağıt gemiyi bıraktım. Sonra, bu işten emekli oldum. Bu yüzden ilk ünvanım ‘kağıt gemilerden emekli kaptan’dır.

    Futbolda doksan dakika arkadaşlarına sırt çevirmeyen tek oyuncu olduğu için kaleciliği sevdim. Hezarfen Ahmet Çelebi ve Süpermen olamadım ama kaleci olarak uçtuğumda kimse beni yadırgamadı.

    Üniversite yıllarında, Cağaloğlu yokuşunu çıkan şairlerin ve yazarların iki, üç adım arkasından yürüdüm; sohbetlerinden yere düşen sözcükleri toplamak için. Kız Kulesi’ne çıkarak, bu tarihi mekanı ‘Şiir Cumhuriyeti’ni ilan ettim. Hayallerimi anlattım ama o yeri bile çok görüp, şiir akşamları, resim sergileri, konserler düzenlediğim küçük adadan kovuldum. O günden beri, Şiir Cumhuriyeti’nin devrik Cumhurbaşkanı olarak yaşıyorum.

    Hayatımdaki en önemli ödül ise Cemal Süreya’nın benim için ‘İlk şiirlerinden biriyle uçtu çocuk’ demesi oldu...

    Uçmak!..

    Bundan daha büyük bir ödül kazanamayacağıma inanıyorum.
    30/12/2016
  • Sence nasıl birisi ?
  • muhteşem 2685
  • çok iyi 4018
  • severim 4704
  • yorum yok 167
  • sevmiyorum 3493
  • Engellenen 16 adet.
  • Görüntülenme17583
Wuu :)
  • Sence nasıl birisi ?
  • muhteşem 2685
  • çok iyi 4018
  • severim 4704
  • yorum yok 167
  • sevmiyorum 3493
  • Engellenen 16 adet.
  • Görüntülenme17583