• 1-Kandil den çıkmayan, Apo-PKK sevicisi, Fetö yaltakçısı, kısacası kafası ve ruhu karman çorman olmuş gazeteci hain.
    17/01/2017
  • 2-kürt, alevi, ermeni ve benzerleri bu dünyanın en asil milletler ve insan gruplarıdır. türkiye bölünmeli, parçalanmalı, yok edilmeli kafalarında yaşar. geçmişte ne olmuş alt beyine inmek lazım. sevmiyorum.
    17/01/2017
  • 3-bu tür gereksiz işlerle iştigal eder.

    Dış Link
    17/01/2017
  • 4-Gazete duvar diye bir yerde yazıyor ve yazdığı yazıya bir bakın. reina katliamcısı yakalanmadan önce yazmış bu yazıyı. katliamcı ibnenin çocuğunu rakka ya kaçmış gibi gösteriyor yazıda. bu terör ve ihanetin öteki yüzüdür. bu herif bu ülkenin vatandaşlığından çıkartılmalıdır bence. sevmiyorum.
    17/01/2017
  • 5-reina teröristine ibnenin oğlu demek yakışmamış dostum. celal i üzmeye hakkınız yok.
    17/01/2017
  • 6-onun yaşadığı gençlik ve çocukluğu yaşasaydınız farklı olmazdınız. tanırım kendisini.
    17/01/2017
  • 7-savcılık ifadesi şu şekilde.

    Türkiye Cumhuriyeti kurulduğundan bu yana zaten basın özgürlüğü, halkın haber alma hakkı açısından sorunlu bir ülkeydi.

    Ancak son yaşadığımız süreç Türkiye'yi basın ve ifade özgürlüğü açısından çağdaş demokrasilere göre tam bir gazeteci ve muhalif cehennemine çevirdi.

    Türkiye'de 2016 yılına 31 gazeteci cezaevinde girmişti. Aradan geçen 10 ay içeresinde cezaevindeki gazeteci sayısı 100'ü aştı.

    Elbette bu veriler içinde bulunduğumuz durumun ne denli konjonktürel olduğunu gösteriyor.

    Kendi meslek deneyimimden vereceğim iki örnekle bu konjonktürel durumu, yani bunun hukuki bir yargılama olmasından çok, siyasi bir yargılama olduğunu anlatmak istiyorum.

    41 yıllık gazeteciyim. Bunun en az 30 yılında Kürt sorunuyla ilgili binlerce haber, röportaj, makale yazdım.

    Şu ana kadar yayınlanmış sekiz kitabım var. Bunlardan dördü doğrudan Kürt sorunuyla ilgili.

    Örneğin 1993 yılında Bekaa Vadisi'ne giderek Abdullah Öcalan'la röportaj yaptım. Bir dizi yazı yayınladım. O yıllarda bile değil dava, tek bir soruşturma açılmadı.

    İkinci örnek de geçen yıldan. 7 Haziran 2015 seçimleri öncesinde Kandil'e giderek Cemil Bayık'la röportaj yaptım. Bununla da ilgili bir soruşturma açılmadı.

    Olası bir yanlış anlaşılmayı da düzeltmem gerek. Bunca yıllık meslek hayatımda sadece Öcalan ve Cemil Bayık'la röportaj yapmadım elbette. Süleyman Demirel'le de, Bülent Ecevit'le de, Necmettin Erbakan'la da, Kenan Evrenle de, Turgut Özal'la da, Erdal İnönü'yle de, Deniz Baykal'la da, Kemal Kılıçdaroğlu'yla da röportajlar yaptım.

    30 yılı aşkın bir süre Kürt sorunuyla ilgili yazdığım binlerce yazıyla, yayınladığım dört kitapla ilgili tek bir mahkumiyetim olmadı.

    Bir kitabıma soruşturma açıldı, takipsizlikle sonuçlandı. Bir kitabıma da dava açıldı, ondan da beraat ettim.

    Yani demem o ki, bütün meslek hayatımda binlerce yazıyla, dört kitap, verdiğim onca röportajla, yaptığım konuşmalarla, katıldığım televizyon programlarıyla işleyemediğim bütün suçları, bir tek gün Özgün Gündem gazetesinde nöbetçi genel yayın müdürü olunca işlemişim.

    Neler yapmışım o bir tek günde?

    Suç işlemeye alenen tahrik etmişim, suçu ve suçluyu övmüşüm, Terör örgütü propagandası yapmışım.

    Boşuna 41 yıl gazetecilik yapmışım aslında, bütün bu suçların hepsini bir gün Özgür Gündem Gazetesi'nde nöbetçi genel yayın yönetmeni olarak işleyebilirmişim.

    Buraya kadar anlatmaya çalıştığım, bu suçlamaların konjonktürel, yani siyasi olduğudur.

    Elbette bütün bu suçlamaları reddediyorum.

    Gazeteciliğin temelinde savaşa ve çatışmalara karşı çıkmak yatar.

    Çünkü bir savaşta, bir çatışmada önce gerçekler ölür. Gerçeğin öldüğü yerde gazetecilik de ölmüş demektir.

    Neden suç İşlemeye alenen tahrik edip, suçu ve suçluyu övüp, terör örgütü propagandası yapıp kendi mesleğim olan gazeteciliği öldüreyim ki?

    **

    Gazetecilik yaşamım boyunca çeşitli mesleki örgütlerde görev aldım.

    Türkiye Gazeteciler Sendikasının şube sekreterliğini yaptım.

    Çağdaş Gazeteciler Derneği’nin İstanbul şube başkanlığı ve genel başkan yardımcılığı görevlerini yürüttüm. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin Onur Kurulu üyesi seçildim. Gazetecilik Geliştirme Derneği'nîn kurucu genel başkanıyım ve şu anda genel sekreterliği görevini yürütüyorum.

    Bu örgütlü mesleki mücadelenin temelinde de basın özgürlüğünü, balkır doğru haber alma, bilgi edinme hakkını savunmak, her türlü sansür ve otosansürle mücadele etmek yatmaktadır.

    Bu nedenle de baskı altındaki Özgür Gündem Gazetesi'nden gelen nöbetçi genel yayın yönetmenliği önerisini kabul ettim.

    Çünkü Özgür Gündem, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde en büyük baskı gören, en çok kapatılan; merkezi, büroları en çok bombalanan; muhabirinden yazarına, dağıtımcısına kadar çalışanları en çok öldürülen bir gazeteydi. Son dönemde de üzeri deki baskılar yoğunlaşmıştı.

    Bu baskı çemberini kırmak için Özgür Gündemle dayanışmak gerekiyordu ve ben de bunu yaptım.

    Bugün artık nöbetçi genel yayın yönetmenliği yapılacak bir Özgür Gündem Gazetesi'nin bile ortada kalmadığını düşünürsek gerek benim gerekse de yüze yakın meslektaşımın yaptığı bu dayanışmanın ne kadar doğru olduğu ortaya çıkar.

    Savcılık ifademde de belirtmiştim. Cemaat çizgisinde yayın yapan Bugün ve Kanaltürk televizyonları ile Bugün gazetesine el konulurken meslektaşlarımla dayanışmak için polis kuşatmasındaki binalarına gittim.

    Can Dündar ve Erdem Gül tutuklandıktan sonra Silivri Cezaevi önünde "umut nöbeti" tuttum, dayanışmak amacıyla Cumhuriyet Gazetesl'ne gittim.

    Özgür Gündem'de de nöbetçi genel yayın yönetmenliği yaptım.

    Şimdi ben Bugün televizyonu ve gazetesine gittiğim için FETÖ propagandası mı yapmıştım, Cumhuriyet Gazetesi'ne gittiğim için gizli bilgileri ifşa veya terör örgütü üyesi olmamakla birlikte FETÖ örgütüne yardım ve yataklık mı yapmıştım da, şimdi Özgür Gündem’e gittiğim için PKK propagandası yapmış oluyorum.

    Konuyla ilgili savcılık sorgumda genel olarak gazetenin bütün sayfalarına giren yazıları görüp görmediğim soruldu, ben de genel olarak bütün haberleri tek tek görme şansımız olmadığını anlatmıştım. Ancak tek bir sayfadaki, tek bir haber ya da yazıdan dolayı somut bir soru sorulmadı. Sanırım soruşturmayı başlatanlar da o sırada bunların içeriğinden habersizdi.

    Daha sonra iddianame gelince anladım ki 2,5,9 ve 10. Sayfalarından seçilen çeşitli yazı ve haberler dava konusu yapılmış.

    İşte bu davanın konjonktürel nedenlerle ve siyasi olarak açıldığını iddia ettiğim yer de tam burası.

    Bir konuyu da açmakta yarar görüyorum. Sanırım İddia makamı nöbetçi genel yayın yönetmeniyle, Abdülhamit’in sansür memuru arasında bir farkı pek dikkate almamış.

    Ben Özgür Gündem'e mesleki dayanışma için gitmiştim. Meslek hayal boyunca editöryal bağımsızlığı savunan bir gazeteci olarak her sayfadaki editörünün başına bir sansür memuru olarak dikilmem anlayışım gereği mümkün değildir.

    Hem de fiziken bunu başarabilen genel yayın yönetmenine bugüne dek rastlanmamıştır.

    Gazetecilik suç değildir. Sadece nöbetçi genel yayın yönetmeni eylemimden dolayı iddianamede ileri sürüldüğü gibi kimseyi suç işlemeye tahrik etmiş, suçu ve suçluyu övmüş veya terör örgütü propagandası yapmış değilim ve suçlamaların tümünü reddediyorum; çünkü gazeteciyim. Bu nedenle beraat kararı verilmesini talep ederim.

    Sonuç olarak şunu söylemek isterim ki, Özgür Gündem gibi baskı altına alınan, sesi kısılmak istenen, sonunda susturulan bütün yayın organlarıyla, meslektaşlarımla basın ve ifade özgürlüğü için, halkın haber alma ve gerçekleri öğrenme hakkı için bundan sonra da dayanışmayı sürdürmeye kararlıyım.
    17/01/2017
  • 8-fetö tarafından açık destek verilen doğan medya da cnn bacağında şirin payzın bu herife açık açık terör örgütü propagandası yaptırıyor. alıyor sazı eline veriyor coşkuyu hevallere.

    başaramayacaksınız !
    17/01/2017
  • 9-bu tür adamlara çekilmiş ayardır bu yazı. ve yazılanlar doğrudur.

    Aydın Doğan ve medya çetesi uslanmıyor, arlanmıyor ve utanmıyor... Aydın Doğan sürekli terör örgütlerini kınayan ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yanında olduğunu beyan eden açıklamalar yapıyor ama Doğan’ın emrindeki medya utanmazca Türk devleti aleyhine bozguncu faaliyetlere devam ediyor. İşte daha iki gün önce PKK’ya terör örgütü diyemeyen Şirin Payzın’ın programında tam bir PKK terör örgütü militanı olan Celal Başlangıç isimli adam vardı. Bu adam açık ve aleni bir PKK militanıdır ve böyle bir terörizm kuyrukçusu adam Aydın Doğan’ın kanalında Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne hakaretler yağdırdı. Utanmadan “Cizre’nin işgal edildiğini” söyledi. Sanki Cizre Türkiye toprağı değilmiş gibi alçakça ve haince yorumlar yaptı. “Pekeke gerillaları” dediği askerlerimizi ve polislerimizi şehit eden teröristlere övgüler yağdırdı. Bu büyük bir skandaldır ve hukuken de suçtur. Buradan savcılara PKK terör örgütü propagandası yapılan ve şehit edilen askerlerimizin katillerinin övüldüğü bu yayınla ilgili suç duyurusunda bulunuyorum. Hemen Türk yargısı Türk şehitlerine hakaret eden bu terörist yayınla ilgili gereğini yapmalıdır. Dahası suç işleyen sadece PKK’lı Celal Başlangıç değildir. Aynı programda aleni şekilde askeri darbe talep ederek suç işleyen diğer isim de AK Parti’den kovulduğu için gözünü kin bürümüş eski milletvekili Suat Kınıklıoğlu’dur. 17 Aralık sürecinde Tayyip Erdoğan içeri atılsın diye Fethullahçı terör örgütünün bir militanı gibi davranan ve suç işleyen bu mücrim Kınıklıoğlu, Aydın Doğan’ın kanalında “Böyle giderse, demokratik yoldan bu işler çözülmezse askeri darbe olur. Bu ülke sahipsiz değil” dedi. Bunun da bedelini Türk mahkemeleri bu darbeci adama ödetecektir...

    Sadece Celal Başlangıç denen bu PKK militanı değil, PKK propagandalarına alan açan Şirin Payzın, Barış Tünay ve Aydın Doğan sizler de yargıya hesap vereceksiniz. Utanmadan üç günde 40 şehidimize rağmen hala PKK’lı terör yandaşlarını ekrana çıkarabiliyorsunuz. Artık yeter! Askerlerimizin ve polislerimizin katilleri PKK’lılara düzdüğünüz övgüler... AK Parti daha az oy alsın diye vatanımıza ettiğiniz ihanet yetti artık. Siz sadece olay AK Parti olayı zanediyorsunuz. Şu an Atatürkçüsü ve ülkücüsüyle tüm Türk devleti size karşı kin bileniyor. Sadece devletin içinde kümelenmiş Fethullahçı Terör Örgütü sizi destekliyor. Fakat FETÖ de devletten tamamen temizlenecek ve suçlular içeri girecek. Türk devletinin tüm bileşenleri Aydın Doğan çetesinden nefret etmekte çok haklı, çünkü bu vatana ve devlete ihanet ediyorsunuz siz.

    Türkiye’nin yüzde 87’lik nüfusu Ahmet Hakan ve Şirin Payzın’ın yaptığı ve yaptırdığı PKK terör propagandalarından iğreniyor. CNN Türk programlarına AK Parti adına çıkıp dayak yiyen gazetecilere ve siyasetçilere de sesleniyorum. O programları Aydın Doğan ve Barış Tünay zaten siz AK Partililerin dayak yemesi üzerine kurguluyor. Siz o programlarda dayak yiyince AK Parti ve Müslümanlar nezdinde itibarınız tükeniyor. Ya çıkın orda adam gibi davanızı savunun, PKK ve FETÖ yandaşlarına haddini bildirin ya da hiç çıkmayın ve elaleme rezil olmayın...

    Aydın Doğan PKK konusunda olduğu gibi FETÖ konusunda da samimi değil. Yine bildirilerinde kendine de ağır vergi cezası kesen müfettişlerin mensup olduğu paralel yapıya karşı olduğunu ve tehlikeli bulduğunu söylüyor. Fakat daha iki gün önce Aydın Doğan’ın dört kızı açıklama yaparken Arzuhan Doğan’ın tam arkasında Fethullahçı olduğunu herkesin bildiği Eyüp Can vardı. Yahu bu kadar mı aklınızı yitirdiniz?

    Hem paralel yapıya karşıyım diyorsun hem de paralel militan en büyük kızının tam arkasında duruyor. Hürriyet dijital yayınlar direktörü Eyüp’ün FETÖ’nün özel yetiştirmesi bir militan olduğunu bilmeyen mi var? Eyüp Can’ın taptığı “Fethullah Gülen’le Ufuk Turu” başlıklı baştan sona yalaka sohbeti kitapçılarda duruyor. Öte yandan aynı fotoğraf karesinde Ezgi Başaran da var. Yahu bu Ezgi Başaran’ın PKK militanı gibi olduğunu bilmeyen mi var? Başaran bu konuda PKK yandaşı Ahmet Hakan ve Şirin Payzın’dan da beterdir. Dahası Ezgi Başaran şimdi de aynı kendisi gibi PKK destekçisi olan kocasını da Aydın Doğan’ın avukatı yapmış. Tebrik ediyorum Aydın Doğan Fethullahçı avukatlarından sonra şimdi de “Pekeke terör örgütü değildir” diyen avukatın oldu. Helal olsun sana. Türkiye Cumhuriyeti makamlarından itibar bekleme sen. Terör örgütleriyle göbek bağını atmadıkça devlet nezdinde sıfır olacaksın...

    alayınızı sevmiyoruz...
    17/01/2017
  • 10-pkk ya 6 milyon oy alan bir hareket zihniyeti ile bakan engerek yılanıdır bu adam.
    17/01/2017
  • Sence nasıl birisi ?
  • muhteşem 77
  • çok iyi 644
  • severim 2633
  • yorum yok 24
  • sevmiyorum 11638
  • Engellenen 371 adet.
  • Görüntülenme16409
Celal Başlangıç
  • Sence nasıl birisi ?
  • muhteşem 77
  • çok iyi 644
  • severim 2633
  • yorum yok 24
  • sevmiyorum 11638
  • Engellenen 371 adet.
  • Görüntülenme16409